Okulda her yerde bir kağıt dağıtılıyor bugünlerde. Başlığı AKP'nin Türkiye'si. Yüzlerce propaganda afişi ve bildiri içinde en dikkat çekici olanlardan birisi. Bir çürümüşlüğün, bir toplumsal körlüğün habercisi. Sapık düşüncelerine para hırslarını ekleyip muhteşem örtüler dikebilenlerin görünen ama saklanan yüzü. Yazı, ülkedeki zihinlerin çoğunun aksine açık ve net. Ama sanki biraz erken yazılmış gibi. Bugünün zulmünü içinde taşıyamayacak kadar erken.Gerçi bilemeyiz bir tek yazı bugünü anlatamaya yeter miydi? Bu kadar keşmekeşi, şiddeti, karanlığı bir sayfaya sığdırabilir miydik? Düşünceler akarken olanca hızıyla, öfkesiyle, karamsarlığıyla, ellerimizi ikna edebilir miydik bu hıza yetişmeye? Daha iyi anlatmaya olanı biteni. Daha iyi göstermeye artık içinde yaşanılan ülkenin faşist ve gerici saflarını. Bu safların orantılı güçlerinin nasıl acılara sebep olduklarını.
Bugün, yani 1 mayıs'ta, yani 2008'de geçmişte yaşanmış olayların olanca pişkinliğini bıyıklarında saklayanlar için olumsuz hiçbir şey olmadı. Her şey olması gerektiği gibi oldu. Emeklerinin sesini duyurmak isteyenlerin, geçmişin panzerli, beyaz polis arabalı ve ateşli silahlı meydanına girmeleri engellendi. Yaklaşmalarına dahi gaz bombalarıyla, boyalı basınçlı sularla karşı konularak izin verilmedi. Simge sevdalıları sembolik bir anmayı, haykırılacak hakları duymayı hazmedemediler. Bu uğurda kaldırımda oturan kızlara tekme atıldı, on polis bir göstericiye bedel oldu, çıldırmış gibi davranan polisler bir alışveriş merkezinin önünden çıkan ve olaylarla ilgisi olmadığı pek aşikar onlarca kişiye su sıktı. Çıldırmış gibi davranan diyorum ama ben de inanmıyorum aslında. Çünkü görüyorum ki bu ülkede en azılı ve zeka bakımından en yoksun meslek grubu gitgide polisler olmaya başlıyor. Normal davranışları böyle yani sanki. Selahiyet kanunları, üzerlerindeki donanımlar, Fethullahçı dayanışma, ülkücü gelenek günden güne mantıklarından, zihin sağlıklarından çok şey alıp götürüyor. Eğitime uzak kalmış, ümitsiz ve çaresiz çoğu genç cemaat bağlantısıyla polis oluyor. Bunların akademisi de absürd Polis Akademisi'ne bile yetişemiyor.
Ülke bir meçhule gidiyor. Boyalı ampullerin, liberal kahkahaların, emek ve halk görmezi burjuvanın eşliğinde bir karanlığa doğru ilerliyor. Hem de hızla. Zaten az ışığımız vardı, şimdi onun hepsini de bu eşlikçiler istiyor. Sağlık, eğitim, insanca yaşama hakkı kör tartışmaların ortasında yok oluyor. Para her zamankinden ama her zamankinden daha önemli oluyor. Karın tokluğuna mahkum edilenler ölürken din, bayrak, çaresizlik kullanılarak uyuşturuluyor beyinler. Kariyer günlerinde yitiyor üniversite gençliğinin düşünme yetileri. Ekonomik istikrar(!) için akıyor oylar. Para babalarının istediği gibi, para babalarının istediği yere. Sonra gelsin 1 mayıs'lar. Gelecekleri varsa görecekleri de var ne de olsa.
Böyle yazıların sonunu yazmak çok zor oluyor. Böyle günlerin sonunu yazmak gibi aynı. Çok zor. Bugün karanfilleri ellerinden düştü emekçilerin, daha güzel yarın umuduyla yaşayanların. Düştüler ve 77'dekilerin kanı oldular. Sömürüye karşı isyanın rengi, gericinin zulmünün kanıtı oldular. Çivisi çıkan her şeyi bizlere gösterdiler.
Hep bir ağızdan yeni çiviler lazım dediler artık, yepyeni çiviler, yepyeni bir ülke. Bakışı farklı olan, sözü bizden olan. Hep bir ağızdan./div> <<
<5Yorum:
<
<1 mayıs sabahı okula gelirken radyodaki haberlerden İstanbul valisinin "kesinlikle güç kullanacağız" beyanını duyunca gözlerim doldu. Ama toparlandım hemen, çünkü Ilgaz'a açıklanabilecek bir şey değildi bu. Sınıftaki öğrencilerimden bir kısmı alışveriş merkezi çocuğu; onların umuru bile olmadı. Bir kaçının da göstermeseler de sessiz sessiz vali-polis-neandertal alkışçısı olduğundan şüpheleniyorum. Renk vermediler yine de. Ama bir kaçı vardı ki yürüyüşe gideceklerdi. Gitmeyin denemezdi; ancak dikkatli olun denebildi. İstanbul'da kuduz köpek gibi saldırmaya kararlı insanların burada da bir kıvılcımla herkese kıyabilecekleri korkusu vardı, açıklandı. Hocam, onların istediği de bu, korkmamız, korkup sinelim mi yani? dedi birisi. Yalnızca "hayır, dikkatli olun," denildi.
Neye dikkat edilebileceğini hiç bilmeden.
Ertesi gün sağ salim sınıfa girdiklerinde kucaklamak istedim; sadece sıcacık gülümsedim. Ama içimi anladılar.
marruu/p> <
Öğrencileriniz haklılarmış. Siz de en çok ihtiyaç duyacakları cümleyi kurmuşsunuz. Eminim ertesi günkü gülümsemenizle de desteğinizi ve sevginizi hissetmişlerdir ve umarım ne kadar şanslı öğrenciler olduklarını da fark ediyorlardır. Sebep: miso.
Sevgiler./p> <
işte ben bundan emin değilim artık.../p> <
Sana bu kadar yıldan sonra, hem de buradan merhaba demek ilginç olduğu kadar güzel de. Yorumunda haklısın. Her ne kadar bu ülkede niyetini gizleyip bir öyle bir böyle diyenler kazanıyorsa da mücadelenin onurlusu aynen yazdığın şekilde yapılır.
Sana çok selamlar.
Hoşçakal./p> <
Sorgu Sual, 2007'den beri.