<
<Öldürmeyen omurgasızlık öldürmüyor işte/div>
<
Doğanın en değişken varlığıyım.

Bir soytarıyım. Kılıktan kılığa girebilen, onlarca çeşit ses tonuyla konuşabilen bir televizyon komedyeniyim. Bir politikacıyım. Yuvarlak cümlelerin en iyi dostuyum. Yaşamını diğer insanlara adayabilecek kadar cesaretlenip saniyeler sonra dünyanın en bencili olabilecek kadar esneğim. Gizli boyut kapılarım var, hissedenler dışındakilere hissettirmeden içlerinden geçiyorum. Her girdiğim oda farklı. Girer girmez odalara uygun oda sakinlerinden birisi oluyorum. Duruşum yenileniyor. Cümle dizilişlerim değişiyor, sözcüklerim saklanıyor, dil tezgahıma yenilerini koyuyorum. Düşüncelerimdeki dengeler yeniden ayarlanıyor, bazıları rafa kaldırılıyor. Tepkiler, bakışlar, mimikler, hatta refleksler tanınmayacak hale geliyor. Ellerim, parmaklarım, ayaklarım farklı hareket ediyor. Bir odada şaşırdığıma diğer odada alaycı harfler saplıyorum. Duygu aralıklarım değişiyor. Az önce güldüğüme az sonra nezaket sırıtmasını layık görüyorum. Bu sırıtmamı az öncekiler görmesin diye de tüm pencerelere duvar örüyorum. Gözlerim her şeyi gözlemekten yorgun düşüyor. Dinlenmek için göz kapaklarımı kapatırken bile değişik rüyalara uyuyorum. Uyuyamadan önce nasıl göründüğümü hep merak ediyorum. Uyanırken daha ayarlı geriniyorum. Bazen gerinmiyorum.

Dedim ya, doğanın en değişken varlığıyım.

Zaten yaşamayı doğadan öğrendim. Taşla aynı renkteki yılandan, şu herkesin bildiği renk değiştiren sürüngenden. İlk defa gördüğümde bile yadırgamadım. Şaşırmadım. Çünkü ben zaten yaşamayı doğadan öğrendim. Hayatta kalabilmenin bu yolunu da orada keşfettim. Farklı olmak dürtüsü yok oldu beynimde. Zaten böyle bir dürtü aslında hiç olmamıştı. Çünkü fark edilmek her zaman yararıma olmuyordu. Çünkü dünya dillerinde farklı olmanın anlamı ne kadar dikkat çekmek ve önemli olmaksa, o kadar da ölümdü. Basit içim bu gereksiz mücadeleden hiç sevdalanmadan vazgeçti. Odalara uygun oda sakini olmak ve rahatsız edilmeden yaşamak en temel ihtiyaçlarımın karşılığıydı. Ben ise zaten sağlam bir temeli binaya yeğ tutanlardandım.

Üzgünüm, binlerce yıldır çok değişemedim. Sık aralıklı yalancı değişimlerimden daha fazlasını yapmaya fırsat bulamadım. Aslında üzgün de değilim. Ben sadece zamanın bile farklı aktığı odalarda istenilen ben oldum. Ölmedim, dışlanmadım. Yaşadım.

Sıradan olmanın rahatlığını yaşadım.
Zırvadan olmanın rahatlığını.
Yaşadım.
/div>
<<


<1Yorum: